Arkeologların ulaştığı her yeni bilgi tarih kitaplarının yeniden yazılmasını zorunlu kılıyor. 1924’te Güney Afrika’da 3 yaşındaki bir çocuğun iskeleti bulunduğunda insanın kökenlerine ilişkin tüm tarih bilgimiz değişmişti örneğin. İnsanın kökenleri konusundaki araştırmalar böylece Asya ve Avrupa’dan Afrika’ya kaymıştı.

The Conversation’da yayımlanan Elizabeth Sawchuk ve Mary Prendergast imzalı makaleye göre özellikle son bulgular tarih anlayışımızı kökten değiştirecek nitelikte.

Bugün Afrika’daki en eski fosiller 5 ila 7 milyon yıl öncesine dayanıyor. Arkeologlar eskiden homo sapiens türünü 200 bin yııl önceye dayandırabiliyordı, şimdi Fas’ta bulunan yeni bir keşifle 300 bin yıl önceye dayandırabiliyorlar. Makaleye göre yeni bulgular “Darwin’in ağacından” çok daha karmaşık bir manzara sunuyor.

Sakızdan insan genomu

Biyomoleküler arkeolojinin yükselişi bu konuda yapılan yeni çalışmalarda ışık oluyor. Geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan 6000 yıllık sakızın ortaya çıkarttıkları da oldukça ilginç. Sakızda bırakılan diş izleri yoluyla insan DNA’sı elde eden uzmanlar bu sakızın Baltık Denizi’ndeki bir adada, MÖ 3.700 civarında yaşayan bir kadına ait olduğunu buldu. Buna göre kadının laktoz intoleransı ve dişeti hastalığı vardı ve ördek ile fındık içeren bir yemek yediği anlaşılıyordu. DNA’ya göre kadın koyu tenli ve mavi gözlüydi.

Uzmanlar araştırmalarında sadece DNA’ya değil eski proteinlere de bakarak bulgulara ulaşıyorlar. Örneğin bu yolla nesli tükenmiş üç metreye yakın bir maymun türü bulundu.

Tarihi aydınlatan araştırmaların gelişmesinde teknolojinin büyük rolü var. İnsansız hava araçları, gelişen mikroskoplar, uydu fotoğrafları bu alanda en çok kullanılan yeni malzemeler.

Antroposen 20. yüzyılda başlamadı

Arkeologların jeofizik araştırma yöntemlerini kullanarak ve bulgularını bir araya getirerek ulaştıkları diğer bir sonuç da Antroposen çağının (insan çağı) yirminci yüzyılda başlamadığı. 2000 yıl önce Çin’deki bir su sisteminin ortaya çıkarılması bu görüşü sorunlu hale getiriyor.

Arkeologların bulgularının bugün baş etmeye çalışılan iklim değişikliği gibi konulara da ışık tutacağı düşünülüyor.